Kader

Şubat 14, 2023
Kübra

Kader yada yazgı, önceden ve değişmeyecek biçimde belirlenmiş olay akışıdır.Yani önceden belirlenmiş bir gelecek olarak düşünebiliriz.

Felsefede ki determinizm (Belirlenimcilik) hareketi, kadere yönelik kurulmuştur.

Determinizm, neden sonuca bağlı bir akımdır.Determinizm kelimesi ilk defa 1820’li yıllarda Simeon Poisson ve Laplace tarafından önerilmiştir.

Sadece Dünya’nın değil insanın tüm davranış ve düşüncelerinin yasaya tâbi olduğunun en büyük kanıtıdır.Buna göre hayatımızda aldığımız en ufak kararlar bile önceden belirlenmiştir.

Özellikle “özgür irade” konusunda görüşler oldukça eleştireye mağruz kalmıştır.

Onlara göre insan yaptıklarından sorumlu olamaz, birer yanılgıdan ibarettir.

Varoluşçuluk akımında öne çıkan özgürlük ve irade kavramları determinizmde tam tersi bir işleyişe sahiptir.

Nedensellik ilkesinin yoğun olduğu bu  görüşte insan iradesi sıfıra indirgenmiştir. Her düşünce, bir başka düşüncenin nedeni ya da sonucudur. Her şeyin birbirleriyle bağlantılı olması, insanın seçimlerinde hiçbir şekilde özgür olmadığını gösterir.

Örneğin, X kişisinin satın aldığı bir kazak, en başta özgür iradeyle alınmış gibi görünsede zorunluluktan ileri geldiği söylenmiştir.

O kazağın, o mankenin üstünde mağzada görmemiz ve X kişisinin de o an orda olması öncesinde belirlenmiştir.Sonuç olarak bu kazağın alınması zorunluluğun bir sonucu olduğu belirtilmiştir.Öncüsü, Hollandalı filozof Baruch Spinoza’dır.

Kader üzerine bir çok görüş hem felsefe, hem din alanında fazlasıyla örneği ve görüşleri içinde barındırıyor.Biliyorsunuz ki felsefeye girersek bu yazının ne kadar süreceği meçhul.

Uzun lafın kısası,

Yaşıyoruz…

Dünde kalanlar, bu gün olanlar, yeni bir günün hayali ile başımızı yastığa koyuyoruz.

Garantisi olmayan dünyanın yarınına hazırlanıyoruz.

Bitmeyen bir karmaşa var çevremizde su gibi akıp giden zamana karışan.

Tamiri olmayan eşyayı onarmaya çalışmak gibi yaşam belki de.

Yetişmeye çalıştığımız bir hayat maratonu var söyleyin hangimiz en ileri de ?

Yada kim geride ?

Sevdiğim bir söz var; “Bir depremlik, bir virüslük,bir nüklüer savaşlık hayatlarımız var.Nasılda duyarsızca yaşıyor ve nasıl da hiç ölmeyecekmiş gibi hesaplar içine giriyoruz. Ne çok gönül yıkıyor, ne çok kul hakkına giriyor, ne çok zulmediyor ve ne çok kibirden kuleler inşa ediyoruz.”

Hayatın özeti bu sözde saklı aslında.

Anlayabilene…

Sisli kader denizinde ufuk çizgisini görebilmek…

İçinde bulunduğumuz günler bizlere sevmeyi, sevilmeyi, gönül köprüsü kurmayı öğretti bakın.

Bir çoğumuz farkında değildik.

Silkindik…

Mesela ağlarken de gülümseyebilmeli insan…

“Kaderle sevgi,cesurdan yanadır.” demiş Ovidius.

Gülün, eğlenin, sevin ve sevilin hayat sizin hayatınız, boyun eğmeyin ve unutmayın ki kendine yaslanan dik yürür.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir