Kendini Sevmek

Aralık 6, 2023
Kübra

Güzel bir müzik ile sizleri selamlıyorum.

Closure/Anton Fargau Petrini

Kendimizi sevmenin ne demek olduğunu çoğumuz anlamıyor yada bilmiyoruz öncelikle bu gerçeği kabullenmemiz gerekiyor.

Neden sevmeyelim ki kendimizi?

Kimi zaman güzel kimi zaman ise çirkiniz,bazen zengin olup bazı zamanlar fakirliğin içinde buluyoruz kendimizi.

Düşe kalka yaşıyoruz hayatı.Kimi günler geliyor doğru düzgün kelime dökülmüyor ağzımızdan.

Yerimizden kalkacak mecalimiz olmuyor mesela.

Lakin ne olursa olsun seviyoruzdur kendimizi,değil mi ?
Sanırım öyle değilmiş…

Anlamam biraz zaman,belki birkaç dakika aldı ama olsun.

“Kendini Sevmek” ne demek hâlen bilmiyor olabilirim.

Ama elbette birşeyler öğrendim…

Acaba beni sevdiler mi diye düşünerek girdiğim yeni bir ortam,en sevdiğin ve güvendiğin insanın yüzlerce kez seni sevdiğini söylemesi,doğum gününde hayalini dahi kuramayacağın ortamda insanların sana sarılması,sana her zaman işinde en iyisi olduğunu söylemeleri gibi gibi…

Neden insanların ne dediğini bu kadar önemsiyoruz sizce ?

Bütün bunlar ruhundaki boşluğu doldurmana yardım edebilir;edebilir etmeye de sen sabah uyanıp ayna karşısına geçince kendine seni seviyorum da diyebilirsin.

Hani şöyle kırmızı rujunu sürüp aynaya bir öpücük atmayanımız yoktur değil mi kızlar ? (Burada kadın okurlarıma bir atıfta bulunmak istedim beyler)

Düşünüyorum öyleyse bunlardan hiç biri,kendimizden kopardığımız o saf ve samimi şefkatin yerini doldurmayacak,tutamayacak.

Hatırlar mısınız ?

Biz çocukken elimiz,kolumuz kanamasa dahi var oluşu ile iyi gelen yara bandının yerini,erişkinliğe ulaştığımızda  sadece ve sadece kendi sevgimiz ve şefkatimiz dolduracaktır.

Zaman elimizden kayıp giden gürül gürül akan bir nehir gibi.

Farkında olmadan son kez yapılanlar mesela, bunlar beni gerçekten fazlasıyla derinden yaralıyor.Bazı zamanlar bu düşüncelere kapılıyorum istemsizce.

Düşünsenize son kez bir masada arkadaşların ile görüştüğünü.

Evcil hayvanın ile son kez oynadığını.Dedemi hastanede son kez ziyaret ettiğimi bilmeden elini son kez tutuşumu…

Yada çocukken bir parkta son kez oynadığımızı.

Burada dikkat çekmek istediğim şey bütün bunların son olduğunu bilmeyişimizdi.

Biz özellikle de ruhumuzda iz bırakan insanları, son kez gördük bazılarımız.

Yanlarından ayrılırken görüşmek üzere dediler mesela birbirlerine,son kez giydiler kıyafetlerini bilmeden.O an evden son kez çıktı mesela geri döneceğini bilmeden.

Ama yine hiçbir şey bilmiyorduk son olduğuna dair.

En çok görüştüğün dostun ile son bir kez aynı masada gülücükler saçtın belki de.

Sonrasında ne mi oldu ?

Ya biri geldi,yada biri gitti yada diğer seçenek mesafeler de girmiş olabilir araya.
Birlikte gülmedik,yada gülemedik bir daha belki de.

Belkilerin en anlamsızıydı belli ki yada anlamlısı bilemem.

Çocukken son kez barbie filmleri izledik  misal.
Ah zaman.

Bir günde mi büyüyor insan ?

Yoksa büyümeye mecbur mu kalıyor insan ?

Nasıl oluyor anlam veremiyorum belki de vermek istemiyorum.

Ben ilk okula giderken belki de son kez aynı tadı verdi elma şekeri.

Bunun da diğerleri gibi farkında değildik.

Usanmadan dinleyip durduğumuz bir şarkı o anda son kez kulağımıza güzel geldi belki de.

Herşeyin sonunu bekliyor oluşumuz gerçekten çok acı bir durum.

Nereden çıktığına dair bir fikrim gerçekten yok.

Depresyonda yada bunalımda hiç değilim:)

Baksanıza hayatımız hep bu şekilde ilerliyormuş;cuma olsun, hafta sonu gelsin, aman önce bir işten çıkayım.Tatil gelsin,yaz gelsin gelsinler gitsinler hiç bitmedi.Okul bitsin rahatlasak dedik mesela,sonra iş bulsak rahatlasak diyenimiz oldu,yaşı gelen bir amca emekli olsam da dinlensem dedi artık.

Kimilerine göre bunlar hep değişkenlik gösterdi ama özünde ki durum hiç değişmedi.

Sona doğru yakınlaşmak sabırsızlaştırdı bizi belki de.

Biz ne yaptık böyle ?

Bazen kendimizi kozasını çatlatıp çıkan bir kelebek gibi görüyorum.

Sıkışmışlığın verdiği çaresizlik.

Oysa ki kelebek gökyüzüne kanat çırpmaya başladığı an başlıyor hayatı.

O zaman bırakın o koza çatlayıversin,sabredin sevin ve dönüşümü izleyin.

Doğru zamanı beklerken yaşamayı nefes almayı unutur olmuşuz; derin bir oh çekmeyi mesela.

Doğru zaman denilen şeyi beklerken elimizdekileri farkına varmadan tüketiverdik.

Anda kalmak zor olsada,sonları fark etmek çok daha zordur eminim.

Bu yüzdendir ki yaptığımız herşeyi son  gibi yaşayıp,sevdiklerimizle son kez görüşüyor gibi her zaman dört elle sarılmalıyız.

Kendimizi sevip,hayata kocaman sarılalım.

Sorunların küçülmeye başladığı hayatımızın ise büyüyüp ve geliştiği günlere…

Derin bir nefes al ve yeni hayatına şuan şu dakika adım at…

Aralık 2023/İstanbul-Türkiye

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir