Antarktika’nın Ardına Saklanan Gerçek

Ağustos 9, 2023
Kübra

Bu muhteşem gizem dolu hikayeyi okumadan önce arka plan müziğinizi açın derim.Hans Zimmer / Time


Öncelikle Antarktika,Güney Yarımküre’nin en güney noktasında bulunan ve Güney kutbu’nu içeren kıtadır.

Afrika ve Okyanusya’nın güneyinde olan ve içinde ülke bulunmayan tek kıta olma özelliğine sahiptir.

Burası -99 ısı derecelerini bulan ve biz sıradan insanlar için yeryüzünün en gizemli bölgelerinden biri olmuştur.

Yeryüzünün en soğuk iklim yapısı da burada bulunuyor.

Kıtanın %99.5’i buzullarla kaplı.

Buna rağmen bu soğuk ve kuru olan bu yerde 1911 yılında “Kanlı Şelale” keşfedildi.

Taylor Buzulu’nda yer alan bu şelale, devamlı bir akış halinde ve suyu Bonney Gölü’ne karışıyor.

Bu rengin sebebin kırmızı yosun olduğu düşünülsede yapılan araştırmalar çok daha büyük bir su kaynağının olduğunu ortaya çıkardı.

Şelalenin kaynağında bulunan bu göl normal deniz suyundan 3 kat daha tuzlu ve donması mümkün değildir.

Bu göl aynı zamanda yüksek miktarda demir içeriyor. Demir, şelalenin altında bulunan kaya yatağının aşınmasıyla ortaya çıkıyor ve bu sebeple oksijenle temas ettiği anda paslanan su, kırmızı renge bürünüyor.

Dünyanın en büyük 5.kıtası olduğu hâlde, burada yaşam neredeyse hiç yok.

Senede  1000 kişinin burada yaşadığını biliyoruz lakin amaç sadece bilimsel çalışmalar için orada olan bilim insanları.

Bu arada Türkiye’de Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından görevlendirilen, İTÜ’nün kutup araştırmaları enstitüsünün 9 kişilik araştırma grubu Antarktika’ya gönderildi.

Aslında Antarktika’ya giden ilk Türk 1967 yılında Prof.Dr. Atok Karaali olmuştur.Hatta bilimsel çalışmalarını yaptığı yere “Karaali Kayalıkları” adı verilmiştir.

Antarktika’da Türk ismi taşıyan bir başka alan da “İnan Tepesi”. Koç Üniversitesi rektörü olan Prof. Dr. Ümran İnan dünyanın iyonosfer ve atmosfer fiziği konusunda önde gelen uzmanlarındandır.

1980’li yıllarda Stanford Üniversitesi’nde bir profesörken Antarktika’nın atmosferiyle ilgili yaptığı bilimsel çalışmaları nedeniyle oradaki 2451 metre yüksekliğindeki bir tepeye İnan Tepesi adını aldı.

 

Avusturalya ve Avrupa’nın iki katı büyüklükte olduğu bilinmekte.

Buraya kadar gayet normal bir kıta olarak görünüyor.

Antarktika aslında bir çöl olarak tanımlanmaktadır.

Doğru duydunuz evet teknik olarak bir çöl Antarktika.

 

Dünyanın en kuru ve en rüzgarlı yeri olma özelliğine sahip.

Peki bu nasıl oluyor ?

Buzullarla kaplı bir kıtada  en kuru ve en soğuk yeri nasıl olabiliyor ?

McMurdo Kuru Vadileri’ne  4800 km karelik bir alandan bahsediyorum tam tamına 2 milyon yıldır ne bir damla yağmur yağıyor nede kar…

Bunun asıl sebebi ise Antarktika’da görülen Katabatik rüzgarı.

Yüksek rakımlarda çok soğuyan havanın alçak kesimlere dogru hızla inmesidir.

Bu rüzgarlar “Kuru Vadi” denilen bölgede esiyor ve hızı 320 -240 km’yi bulabiliyor,aynı zamanda bölgedeki tüm nemi yok edici etkiye sahip oluyor.

Hatta bu bölge Mars’a en çok benzeyen bölge olarak bilim insanları tarafından ilan edilmiştir.

 

Bu kıtada işleyiş nasıl peki ?

O dönemlerde birçok ülke bu yeni bulunan ülke üzerinde hak idda etselerde Yeni Zelanda, bu yeni bulunan kıtanın “dünya toprağı” olması talebinde bulundular.

Bunun üzerine 1959 yılında Antarktika Antlaşması imzalanmıştır.

Türkiye’de dahil 53 ülke bu antlaşmayı imzalamıştır. Amaç Antarktika’yı bilimsel bölge olarak tesis eder ve bilimsel araştırmanın özgürlüğünü sağlar; kıtada askeri aktiviteyi yasaklar.

 

Dünya üzerinde bulunan en uzak ve hakkında çok az bilgi sahibi olunan bu kıta için birçok komplo teorisi ortaya atılmıştır.

Geçmişte Antarktika Nasıldı Sizce ?

Hatta Antarktika’daki piramit şeklinde üç adet sır dolu yapıları duymayanınız yoktur herhalde. Yapılardan iki tanesine deniz kıyısının 16 kilometre uzağında, üçüncüsüne ise denize çok yakın bir noktada rastlandı.

Peki bu piramitler insan eliyle mi yapıldı yoksa birer doğal oluşum mu uzun süre araştırma konusu oldu.

Piramitler, insanlar tarafından kıtanın eskiden bir medeniyetin barınabileceği kadar sıcak olduğu ve bu yapıların insanlar tarafından inşa edildiği şeklinde yorumlara sebebiyet verdi.

Alman Jeoloji Araştırmaları Merkezi’nden Dr. Mitch Darcy ise yapılan son analizlerle ilgili şunları söyledi: Araştırmanın konusu olan piramit biçimli yapılar, Ellsworth Dağları’nda bulunuyor ve bu sıradağların uzunluğu 400 kilometre kadar. Bu sebeple yalnızca kayaların oluşturduğu dağ zirveleri olmaları muhtemel ve düzgün bir piramit biçiminde olmaları tamamen rastlantı.

Sonuç olarak olay tamamen aydınlatılana kadar neye inanacağınızı seçmek size kalmış…

 

2009 yılında bölgede çalışan iklim bilimciler, kıtada polen partüküllerine rastladılar ve bunu, Antarktika’da bir zamanlar palmiye ağaçlarının yetiştiğine ve yaz sıcaklıklarının 21 dereceye ulaştığına dair bir kanıt olarak nitelendirdiler.

Birçok ülkenin bilimsel sınırlar dahilinde üsleri vardır.

Hatta bu sınırlar ABD ve BM askerleri tarafından korunmaktadır.

 

Amerika Birleşik Devletleri 1946 senesinde İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarında“Operation Highjump” isimli bir hârekat başlatılıyor.

Keşif amaçlı olduğu söylenen bu hârekat için 13 gemi,uçak gemisi ve daha birçok ıvır zıvır ile 5000 asker yola çıkarılıyor. Bu görevde 70.000 fotoğrafın çekildiği biliniyor.

Bu operasyonun başına Amiral Richard Byrd getiriliyor.

Amiral daha öncesinde Antarktika’ya gitmiş olmasına rağmen tekrardan büyük bir filo ile gitmesi oldukça dikkat çeker.

Kayıtlara göre 1 uçak ve 2 helikopter düşmüş,ölen askerlerin sayısında net bir sayı verilmemiştir.

Şimdi bazı kaynaklar burada Nazi’lerin UFO yaptığını ve orada ABD ile savaştığını söyler.

Google Maps’den kıtadaki koca mağara girişlerini görebilirsiniz.

Bazıları buraların UFO üsleri olduğunu ileri sürüyor. En son 2012’de burada dev bir uçan nesne görülmüştü.

Yani orada henüz ne olduğu net bir şekilde açıklanmamış olup, ardından 1955’de “Operation Deep Freeze” isimli harekatla tekrar Antartika’ya gönderilir.

Amiral Byrd’ın döndüğünde verdiği röportaj oldukça şaşılacak cinsten.

Antarktika’nın ilersinde henüz keşfedilmemiş kıtalar olması ilginç.

Burası bilim için önemli; daha dokunulmamış kömür, petrol, mineraller ve uranyum gibi kaynaklarına sahip bir yer.

Bu açıklama sonrasında komplo teorisyenleri “Dünyanın Düz” olduğunu,Antarktika’nın dünyayı çevreleyen bir buz kütlesi olduğunu ve ilersinde kara parçaları olduğu savunulur.

Bunun üzerine UFO ve dünya dışı varlıklar gündeme gelir.

Bu olaylar karşısında sessizliğini bozan ABD Amiral’in Antarktika’da delirdiğini, açıklamaları aklı başında olmadan yaptığını söyler, akıl hastanesine yatırılır ve daha sonra ailesi mahkeme yoluyla çıkarsa da çıktığı günün akşamı 1957’de ölü bulunur.

İntihar ettiği ve bir mektup yazdığı söylenir lakin el yazısının ona ait olmadığı söylentiler arasındadır.

Ölümünün ardından ortaya günlüğü çıkar ve mitolojiye de konu olmuş olan “Oyuk Dünya”dan bahseder.

Kuzey Kutbu’ndaki delikten Oyuk Dünya’nın içine girdiği, oradaki Agartha adındaki insan üstü güçleri olan uygarlıkla konuştuğundan bahseden uzun hatıralar paylaşır.

Saklanan birşeyler olduğu kesin.

Bu tarihten sonra yukarda bahsettiğim üzere geçerliliği 2041 yılına kadar olan Antarktika Antlaşması imzalatıldı.Seferler durdu.

Eğer ki orayı geçmeye çalışan biri olursa ordu tarafından alınıp geri getirilecekti.Jarle Andhoy adında bir adam vardı.

Antarktika’ya gitmeye çalıştı ve ordu tarafından yakalanıp geri getirildi.

Orada her ne varsa bizlerin bilmelerini istemedikleri ortada.

Şunu  da eklemek isterim Amiral 1957’de öldü hemen ardından 1958 yılında NASA kuruldu.

1959 yılında Antarktika Antlaşması imzanlandı.

Bu kronolojik sıralama tesadüf müdür bilinmez ama komplo teorisinde bulunanların dediği gibi dünya düz olabilir, belki Amiral yeni bir uygarlık keşfetti yada gerçekten delirdi.

Belki de sınırı olmayan bir yeryüzündeyiz kim bilir. Bir başka teoriye göre zengin insanlar için buzulların ardında olan kurtarıcı bir şehir teorisi.

Bilinmeyen gizli gerçeklerin içinde yaşıyoruz orada ne olup bitiyor bilemeyiz elbet.

Orada olan herşey muammalı…

Bilinen her şey aslında bilinmeyenin  ta kendisi.

Zamanın sırları sandığımızdan çok daha fazlası…

İstanbul/Türkiye Ağustos  2023

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir