Antik Roma

Eylül 23, 2023
Kübra

Yeni bir yazı ile birlikteyiz.Yazmak ne güzel bir eylem böylesi kirli bir dünyada.

Metne başlamadan şarkı linkini ekliyorum, Ancient Period Roman Music.

Tarihin tozlu yollarında ilerlemeye devam ederken bu sefer sizlere Antik Roma’nın kuruluş efsanesinden bahsetmek istiyorum.

Antik Roma, M.Ö 9.Yüzyılda İtalya Yarımadası’nda kurulan Roma şehir devletinden doğarak tüm Akdeniz’i çevreleyen bir imparatorluk haline gelen medeniyetin adıdır.

REMUS VE ROMULUS’UN HİKAYESİ

 

Remus & Romulus

Geleneksel inançlara bakıldığında kuruluş tarihi M.Ö 753 yılına dayanmaktadır.

Mitoljik tarihe baktığımızda M.Ö 1.Yüzyılda kabül edilmesinin asıl sebebi Romalı bir tarihçi olan Marcus Terentius Varro.

Yani Roma’nın kuruluşu 753 yılı olarak kabül edilir.

Efsanenin başlangıcına doğru ilerlerken hikayeye yavaştan giriş yapalım.

Efsaneye göre Romulus ve Remus, Alba Longa’nın Kralı Numitor’ın kızı Silvia Rhea’nın ikizleriydi.Ataları ise Truva’dan kaçan Afrodit’in oğlu Prens Aeneas’tır. Aeneas, Hektor’un kuzenidir.

Alba Longa, sonradan Roma olacak bölgenin güneydoğusundaki Alba Tepeleri’nde bulunan efsanevi masalsı bir şehirdi.

Hikayesi, Numitor’un Latium bölgesinde krallık yaparken kardeşi Amulius tarafından tahttan indirilmesi ile başlıyor.

Numitor tahttan indirildikten sonra kızı olan Rhea Silva’yı da bir tapınağa hapseder burada amacı kendine rakip olacak çocuk doğurmasına engel olmaktır kız Vesta Tapınağı’na rahibe olarak yetiştirilir.

Vesta Tapınağı’nda ürkütücü bir gerçek vardır, eminim kimse bunu yaşamak istemez çünkü; hamile kalmanın cezası ölümdür…

Oysaki Rhea Silva tapınakta Savaş Tanrısı Mars’dan hamile kalır.

Rhea Silva ve Savaş Tanrısının birlikteliğinden ikiz erkek çocuklar dünyaya gelir.

Rhea Silva Ve Oğulları

İşler haliyle karışıyor, bunu duyan Amulius, Rhea’yı bulur ve Tiber nehrine atar.

Daha sonra ikiz çocukları alır ve bir sepet içine koyar ve nehrin sularında sonsuzluğa doğru yola çıkarlar.

Akıntıda bir süre sürüklendikten sonra bir incir ağacı dalına takılır. Faustulus adında bir çoban onları bulana kadar bir kurt; Remus ve Romulus’u bulur ve emzirir aynı zamanda büyütür. Bu olay Roma’da bir çok heykele konu olup, hikayesi dilden dile dolaşmaya devam etmiştir.

İkizleri Emziren Kurt Heykeli

Daha sonra onları bulan çoban Faustulus ve karısı tarafından büyütülen ikizler savaşçı genç birer delikanlı olurlar.

Zamanın birinde Remus ve Romulus gerçek kimliklerini öğrenir ve geldikleri yere geri dönerler.

Amulius’u bulur öldürürler ve Numitor’u tekrar tahta çıkartırlar.

Remus ve Romulus,sepet ile kıyıda takıldıkları yere giderler ve burada bir şehir kurmaya karar verirler.

Lakin aralarında şehrin konumu ve kralın kim olacağı konusunda anlaşmazlıklar yaşandı.

Daha sonra kararı tanrılara bırakarak aralarında bir yarışma düzenlediler.

Gökyüzünden gelecek işareti kim görürse kral o olacak ve şehrin nereye kurulacağını belirlenmiş olacaktı.

Romulus, yarışmayı kaybedebileceğinden endişe duyuyordu ve kazanma olasılığını artırmak için hile yapmaya karar verdi.

Kardeşine, gökyüzündeki ilk işareti gördüğünü söyleyen yalan bir mektup gönderdi ancak mektup Remus’a çok geç ulaşır.

Remus ise gökyüzünde çoktan 6 adet akbaba görmüştü bile.Bunu tanrıların kendisini seçtiğinin bir kanıtı olarak kabul etti.

Aradan çok vakit geçmeden Romulus kendi olduğu yerden gökyüzünde uçan 12 adet akbaba görmüştü.

Remus sonrasında Romulus’un ikiyüzlülüğünü fark eder ve bu duruma çok öfkelenir. İki kardeş arasında bu sebepten dolayı işaretlerin kavgası yaşanır.

Akbabaları ilk gören mi haklıydı yoksa en çok akbabayı gören mi?

Romulus’un yapım aşamalarından birinde Remus ve arkadaşları, çalışmaları incelemeye geldiler.
Remus yapılan çalışmalardan hiç etkilenmemiş olup surları küçümsedi.

Bu durum Romulus’un ve arkadaşlarının canını fazlasıyla sıkıyordu.

Remus iddialarını kanıtlamak için surların üzerinden atladı.

Yere düştüğünde, Romulus’un öfkesiyle kafasına bir kazma darbesi yiyerek oracıkta öldü.

Tarihçi Orosius bu durumu şöyle izah etmiş “bu eylem Romulus’un saltanatının itibarını mahvetmişti” (Seven Books of History Against the Pagans, 2.4).

Antik şair Horace ise “bu anlaşmazlığın Roma’nın sonraki güç mücadelelerine zemin hazırladığına” inanıyordu. Bu durumu şöyle açıklıyordu:

“Romalıların peşini bırakmayan şey; acı bir yazgı, bir kardeşin cinayet suçu ve masum Remus’un kanı toprağa düştüğü günden beri onun soyundan gelenlerin üzerinde olan bir lanettir.” (Horatius, Epodes, 7.17–20)

Plutarhos, “kardeşine karşı duyduğu mantıksız öfkeden, aceleci ve anlamsız şiddetten Romulus’u hiç kimse aklayamaz”diyordu (Comparison of Theseus and Romulus, 3.1)

Romulus’un uğruna kardeşini feda ettiği şehir  ‘’Roma’’ ismini alır.Efsaneye göre, Roma’nın yerini Palatine Tepesi olarak seçmişti.

Antik yazar Florus’a göre, “Romulus’ta var olan cesaretin daha büyüğü nerede bulunabilirdi ? Krallığı ele geçirmek için böyle bir adama ihtiyaç vardı” (Florus, The Epitome of Roman History, 1.8.2).

Şehrin yerleşim yeri haline gelebilmesi için Romulus; kaçakları, hırsızları, sürgün edilmiş ne kadar insan varsa burada toplamaya başlar.

Romulus hepsine hükmeden bir kral olmuştur.

Ama bir sorun vardır ki şehirde kadın sayısı oldukça azdır.

Buna çözüm olarak şehirde bir şenlik düzenlerler ve buraya karşı halktan Sabina halkını davet ederler.

Burada şenliğe katılan halkı adeta savunmasız yakalayıp kadınları ve kızları kaçırıp kendilerine eş yaparlar.

Bunun üzerine Roma halkı ile savaşa girerler fakat Sabine kadınları savaşa dahil olduktan sonra yenilgiden kurtulurlar.

Sabine Kadını, Jacques-Louis David’in eseri

Sabin Kralı Tatius ve Romulus arasında bir barış antlaşması imzalanmıştır.

Bundan sonra iki halk,iki hükümdar tarafından yönetilmeye başlar.

İlerleyen zamanlarda Tatius’un ölümü ile yine Romulus tek başına yönetmeye devam eder ve iki halkı da yönetir.

Uzun ve başarılı hükümdarlığından sonra Romulus hayata veda etti.

Romulus’un tarihsel bir kişi olduğu şüphelidir. 22 Şubat 2020’de, Roma’da yapılan kazı calışmalarında bir lahitin Romulus’a ait olabileceği söylendi ancak lahitin, kalıntı içermemesi sebebiyle kesin bir sonuca varılamadı.

Romalılar onun bir tanrıya dönüştüğüne inanıyordu.

Tanrı Quirinus olarak kabül edip ona taptı.

Romulus’dan sonra Roma’nın tam 6 hükümdarı daha oldu.

Yaklaşık MÖ 509 yılında da Roma Cumhuriyeti kuruldu.

Ancak hikaye burada bitmiyor…

Kökenlerine doğru indiğimizde Antik Yunanistan’dan gelen bir kuruluş efsanesi ise Troyalı olan Aeneas’ın Lavinium isimli şehri kurup belli bir yüzyıl sonra Romus ve Remulus’un doğumlarına sebebiyet verecek bir hanedan kurar.

Bakıldığında MÖ 8. Yüzyılda ihtimal dahilinde Homeros’un eseri  İlyada’da, Aenas, Yunanlıların yok ettiği Troya’dan kurtulan tek önemli Troya kahramanıydı.

Aeneas ve soyundan gelenlerin Troyalılara hükmettiğini anlatan bir bölüm olsa bile,Troya’da böyle bir hanedana dair kayıt bulunmaması,Yunan tarihçilerin, Aeneas ve takipçilerinin başka bir yere gittiğini düşünmesine yol açtı.

Yunan tarihçiler,Aeneas’ın  küçük bir şehir devleti olan Roma’da yerleştiği tahmininde bulundu.

MÖ 4. Yüzyılda Roma, İtalyan yarımadası içinde genişlemeye başlamıştı.İletişim arttıkça Yunanlılar, Aeneas’ın şehirlerinin kuruluşunda bir rolü olduğu fikrini benimsedi.

MÖ 1. Yüzyılda Romalı şair Vergilius, Aeneas efsanesini, Aeneas’ın Roma’ya gidişini yazdığı epik şiir Aeneid’de daha da geliştirdi.

İlk kral olan ve Vergilius’un döneminde de kral olan Augustus ile, büyük amcası ve selefi olan Jül Sezar’ın, Aeneas’ın soyundan geldiği söyleniyordu.

Anlayacağınız ucu bucağı geniş bir hikaye yelpazesine sahip Antik Roma’nın hikayesi.

Hadi gelin sizlere Antik Roma’yı konu alan film önerileri ile devam edelim.

Antik Roma ve Roma İmparatorluğu’nu konu alan en iyi filmler, hem içlerinde  bulunmuş oldukları tarihi unsurlar ile hem de benzersiz savaş sahneleriyle hayranlığımızı alıyor.

Ayrıca en iyi Roma filmleri iyi birer alternatif oluyorlar.

Gladyatör bence ilk sırayı almalı seride.

Başrolü Russell Crowe/Maximus karakteriyle karşımıza geliyor.

Biraz yakından inceleyelim. Gladyatör’de,İmparator Marcus Aurelius’un hüküm sürdüğü Roma’da bir general olan Maximus imparatorluğun basamaklarında yükselmektedir. Babasının kendisini desteklemesi yerine Maximus adındaki bu yabancıyı el üstünde tutması da tahtın asıl varisi olan Commodus’u rahatsız etmektedir

Sayısız filme konu olmuş Romalılar’ın hikayesi elbette burada bitmiyor efsane sandığımızdan çok daha fazlasını barındırıyor.

Linke tıklayarak video içeriğine erişebilirsiniz./ Gladyatör.

~~~

“My name is Maximus Decimus Meridius, commander of the Armies of the North, General of the Felix Legions and loyal servant to the true emperor, Marcus Aurelius. Father to a murdered son. Husband to a murdered wife. And I will have my vengeance, in this life or the next.”

~~~

“Benim adım Maximus Decimus Meridius, Kuzey Orduları komutanı, Felix Lejyonları Generali ve gerçek imparator Marcus Aurelius’un sadık hizmetkarı. Öldürülen bir oğlun babası. Öldürülen bir kadının kocası. Ve intikamımı alacağım. Bu hayatta ya da sonraki hayatta.”

Ders alınması gereken Antik Roma dönemine ait söylenmiş birkaç söz ile devam edeyim.

Lucius Annaeus Seneca, olarak da bilinen Seneca (5 MÖ – 65 MS), bir Romalı Stoacı bir filozof ve aynı zamanda mizahı da deneyen bir oyun yazarıdır.

Timendi Causa Est Nescire –Korkunun nedeni cehalettir.

Veritas Odit Moras – Gerçek geciktirilmeyi sevmez.

Romulus Tasviri

Vivamus, Moriendum Est –Madem ölmemiz gerekiyor, o halde yaşayalım.

Roma’nın kurulduğu andan itibaren,büyük ölçüde başarılı bir imparatorluk haline gelmiş olup ve bin yılı aşkın bir süredir büyüyerek gelişmiş olduğu gerçeği de kabül edildi.

 İSTANBUL/TÜRKİYE Eylül 2023

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir