İçselliğe Yolculuk

Kasım 24, 2023
Kübra

Güzel bir parça ile giriş yapmak istiyorum Moonlight/Ash. 

 

Yazmayalı uzun zaman olmuş bir iki kelam edeceğim siz değerli okurlarım ile.

Bu aralar yani yaklaşık bir kaç aydır birşey yapmamış olmanın verdiği rahatlık ile aradaki zamanın tadını çıkarırken zihnimin derinliklerinde bir soru ile karşılaştım “eğer hiçkimseyi ve farklı hayatları göremediğimiz bir yaşamımız olsaydı hayalimiz ne olurdu sizce ? “

Yaşamın stresi içinde bu soruda nereden çıktı değil mi ?

Biraz daha derinleştirelim öyleyse çevremizde birçoğumuz başka insanların etkisinde kalarak oluşturdukları benliğinin etkisinden yavaş yavaş çıkmaya başladı.

Hani şu çocukken iskambil kağıtları ile kule yapmaya çalışır aynı zamanda kule, yani iskambil yıkıldığındaki burukluğumuzu bilmeyenimiz yoktur.

Biz insanoğlu içinde herbirimizin hayatlarında çöküş dönemleri olarak adlandırdığımız yada sizlerin deyimi ile yaprak dökümü yaşamışızdır.

Birde hayatımızın enleri var ki onlar bizi bizlikten alıkoyan parçalar.

Başkaları seviyor diye giyilen giysiler,aile istiyor diye okunan bir bölüm, yada memnuniyetsiz yapılan bir iş, özümüzden verdiğimiz ödünler için yaşadığımız vicdan azapları…

Kendimize dahi bahsedemediğimiz içsel hesaplaşmalar.Gerek aktivite ve hobiler,hayır diyemediğimiz için heba olan zamanlar, bir kahvenin kırk yıl hatırı olur gibi deyişler bizi özümüzden uzaklaştırıp yeni bir benlik, yeni bir sanat dalı inşa ediyor.

Buraya kadar anladınız peki ya sonrası hayaller bunun neresinde tam olarak ?

Bu zamana dek hiçkimsenin hayatını görmemiş olsaydık nasıl bir hayal kurardık ? Hangi arabayı seçip,hangi kıyafeti giyerdik bahsinde  değilim,çocukluğumuzdan beri öğretilen bir mutluluk var, peki biz neden mutluluğu kovalıyoruz ?

Ömrümüzü nelerin peşinde koşarak geçirirdik mesela,farklı mutluluk tutum ve davranışları görmeden önce ?

Birde kendini kanıtlamak arzusunda olmasak, yaşamdaki  değerimiz yaptıklarımız ve sahip olduklarımızla ölçülmeseydi ne olurdu ?

Bu soruya cevap verenlerimiz elbette olucaktır.

Belki de asıl mesele ruhların tatmin olması yada olmamasıdır.

Peki ya bizler mutluluğu nasıl tanımlarız ?

Bir çikolata bir çocuğu belki çok fazla mutlu edebilir peki ya aynısı bir yetişkin için geçerli olur mu ?

Benim bu soruya cevabım mutluluk yüksek ve engebeli bir patikayı aşmak gibi.

Yani yeni bir mutluluğa ulaşmanın yolu engelleri tek tek aşmak.

O engel aşıldığında gelen sevinç bizi bir sonraki aşamaya daha bir şevk ile hazırlıyor.

Öyle bir zamandayızki zaten mutsuz iken birde neden mutsuz olduğumuzu düşünüp içsel sıkıntılarımızı yoğurup koca bir oyun hamuru haline getiriyoruz.

Mutluluk belki bir gün batımında belki doğanın,dalgaların sesinde gizlidir.

Benim için gece yıldızları seyretmek zevk verirken, o gün batımından hoşlanıyordur mesela.

Farklılıklar da  mutluluğun anahtarı olmalı bence,ayrıştırmak yerine birleştirici bir etkiye sahip olmalı.

Unutmayın ki istemediğiniz şeyleri yapmak zorunda değilsiniz bu çok normal bir durum.

Hayır sizler bunu yadırgıyor olabilirsiniz ama alışmanız zaman alacak.

Mutsuz isem mutsuzum,varsam hep varım,yoksam hiç yokum.

Son olarak kendimizi daha çok sevdiğimiz,değer verdiğimiz kendi ışığımızın farkında olduğumuz bir hafta sonu olsun o hâlde…

 

İSTANBUL/TÜRKİYE KASIM 2023

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir