Şahane bir müzikle geldim bu sefer parçamız Dear Madison/David Wingo-Explosions ın The Sky.
Her ne kadar uzun zamandır yazamamış olsamda içimdeki yazma arzusunu hiç kaybetmedim.
Beni motive eden yegane şeylerden biri tutkuyla yazmak.
Öz eleştiri yapacak olursam evet biraz tembelleştim ama söz daha düzenli yazacağım.
Sanıyorum ki baharın gelişi bizleri bir tık rahatlığa alıştırdı.
Yazmayı neden bu kadar seviyorum ?
Çünkü bir yerlerde yazdıklarımı okuyan,kendi hayatından kesitler bulan sayamadığım kadar insan vardır.Hiç farkında olmadan birilerinin hayatına dokunmak ne güzel değil mi ?
Belki bir gün bambaşka yerlerde bambaşka insanların hayatlarına dokunan hikayeler anlatırız…
Bu yazının teması huzur.

Huzurun tanımını soracak olursam ne cevap verirdiniz ?
Sizce huzur evimizde oturup kahvemizi yudumlayabilmek mi?
Yoksa 1+1 evde kedinle sade bir hayatın temellerini oluşturmak mı ?
Yada bir kokuda saklı olabilir mi ?
Deniz,kitap,kahve veyahutta sizin için özel olan birinin kokusu.
Yada dinine düşkün bir insanın ibadet ederken yaşadığı manevi huzuru verilebilecek örnekler arasında.Seçenekler her insana, bölgeye,kültüre,dine göre farklılık gösterir elbette.
Peki öyleyse iyi hoşta bu huzursuzluk denen şeyi ne yapacağız biz ?
Nereden geldi?
Temelinde ne var?
Memnuniyetsizlik,stres bunlar başlıcaları.
Bir insan hayatı boyunca her an huzurlu hissedebilir mi ?
Ben hissedemeyeceğini düşünüyorum ve huzurlu anların sayısını fotoğraf albümüne konan resimlere benzetiyorum.
Geriye dönüp o anları yeniden yaşamak istediğimiz dâhi oluyor.
Kimi insanlar şöyle söylemlerde bulunur ya hani “bir huzur vermediniz,huzurlu bir uyku uyuyamadım,huzurlu bir gün görmedim yada yaşayamadım gibisinden” farkında mısınız bilmem ama huzur denen şeyi birbirinden almaya çalışan yada çalmaya çalışan desem daha doğru olur; evet evet huzur hırsızlığı yani yine biz insanoğlu yine bunları yapan.
Özellikle biz Türk toplumunda bu çok var “huzur bozmak” mesela “komşular” arasında bir örnek olarak verilebilir.
Neden peki bundan medet uman insanlar nasıl bir psikolojiye sahiptirler ki ?
İyi olduklarını asla düşünmüyorum kendi mutsuzluklarını ve olmayan huzurlarını başka insanları huzursuz etmeye çalışarak onların huzuruna gölge düşürmeye çalışıyorlar.
Baksanız hepsi mutlu huzurlu rolü yapar ama değil mi ?
Fikrimi belirtmek isterimki huzur ne parada,ne malda ne de mülkte…
Bakın bir örnek vereceğim günümüzde boşanmalar neden arttı ?
Onca varlığın,eşyanın içinde bu insanlar huzuru neden tadamadı ?
Huzuru tatsalar zaten boşanmazlardı değil mi ?
Öyleyse para,mal,mülk her zaman huzurun dinamiğini oluşturacak bir etken değil.
Şimdi başka bir örnek vereceğim durumları kısıtlı iki genç evlenmişler,öyle dört dörtlük eşyaları da olmamış alamamışlar,düzgün bir evleri de olmamış ama şunu hep bilmişler onlara huzuru verecek olan ne ev,ne eşya…
Onlar küçük hayatlarında huzura ulaşabilmişler çünkü sevgi beraberinde huzuruda getirmiş.
Ayrıca zaman içinde emek verip sıfırdan yeni bir hayat inşa etmişler yani birşeyleri başarmanın verdiği mutluluk da huzur olarak yansımış.
Demek istediğimi anlayabildiniz mi ?
Şu devirde, huzurlu hissetmeyi hissettirecek bir yaşama ve insanlara hasret kaldık…
Burada sizlere iki güzel öneri de yapayım madem konu “huzur” ilk olarak; Osho (Huzur Arayışı) kitabını öneriyorum ve bir alıntısını paylaşıyorum, “Yaşamda sonsuz olasılıklar var, ancak sen bu olasılıklardan kendine çektiğin, özümsediğin neyse o olursun.
Huzur bir yerde tutuluyor da mı sen gidip uzanarak onu alacaksın? Hayır, huzur hiçbir yerde tutulmaz; o tamamen kendi bütünlüklü ve tokyekûn gayretinin yaratımı.”
Diğer bir önerim ise Ahmet Hamdi Tanpınar tarafından yazılan “Huzur” isimli roman.1948 yılanda yazılmış aşk konulu bir roman olup,ana fikri kısaca şöyledir; birtakım değerler arasındaki çatışmayı sergilemek ve bu çatışmanın yarattığı bunalımı Mümtaz’ın kişiliğinde dile getirmektir.Mümtaz aradığı huzuru bir kadında Nuran’da bulabileceğini düşünür.
Belki olduğun yerde huzurlu değilsindir ama önemli olan kendinle olan iç huzurunu koruyabilmek ve kendi sesini duyabilmektir.
Kimsenin huzurunuzu bozmasına müsaade etmeyin,hayat sizin ve asla geri gelmeyecek…
İstanbul-Türkiye/Nisan 2024
