Öncelikle müzik önerisi yapmadan başlamak istemiyorum. Hozier – Shrike.
Günümüzde özgürlüğüne pek düşkün olmayanımız yoktur herhalde.
Sizin için özgürlüğün tanımı nedir mesela ?
Bence başkalarına zararın dokunmadan, sınırların dahilinde istediğin herşeyi yapabilmektir.
Sözlük anlamı olarak “birinin engellenmeden ya da sınırlandırılmadan istediğini seçebilmesi, yapabilmesi ve hareket edebilmesi durumudur” şeklinde ifade edilir.
Yaz akşamlarında esen meltem rüzgarlarıyla, birbirlerini dansa kaldıran ağaç yapraklarının hışırtıları…
Duraksıyorum biraz, düşünüyorum esen rüzgarı tenimizde hissedebilmek de bir özgürlük değil midir ?
Bir insan hapishanede iken de rüzgar esebilir o halde esen havanın türüne göre değişir bence.
Asırlar öncesinden atalarımızın “özgürlük” için verdiği mücadeleler tarihin tozlu raflarında yerini aldı.
Özgürlük sadece biz insanoğlunu kapsamıyor.
“Âmiyane tabirle söylüyorum ki, doğasından koparılıp bir kafesin içinde yaşam çemberi oluşturulan hayvanlar.
Bir hayvanın yaşam alanından koparılması ne denli bir özgürlüktür sizce ?
Eğer hayvanlarda seçme hakkına sahip olabilseydi sizce kafesler ardında yaşamayı mı seçerlerdi yoksa doğada var olmak mı isterlerdi ?

Ey insanoğlu sanıyor musun özgürlük sadece bize has. Albert Camus, “özgürlüğü tarihin kaybolmayan tek değeri” diye bahsetmiştir ki bencede haklı.
Fransız ihtilalinin ve Fransız kimliğinin simgesi;
Liberté, égalité, fraternité
(Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik) anlamlarına gelir. Eski Fransız Frank’ının arkasında yazılı olan olan bu söz, bugün Fransız Avrosu’nda da yazılıdır.
Mamafih; içinde bulunduğumuz dünya koşulları “özgürlüğün” ne denli tehlikeli olabileceğini de gözler önüne seriyor.
Burada bahsettiğim fazla özgürlük.
Aradaki denge o kadar hassas ki ip üstünde cambazlık yapmak misali.
Örneğin,özgürlüğüne düşkün bir genç,lâkin ailesi geleneksel baskı altında tutmaya çalışıyor.
Sebep ne ?
“Kötü yola düşmesin,yanlış olanı yapmasın”diyen,anne babalar.
Unutmayın ki siz ne kadar baskılarsanız,o insan bunu gerçekten istemesede baskı neticesinde bunu yapacaktır.
Okurken hayli etkilendiğim; bir genç kızın üniversite hayatına başlangıcını ve devamında, yaşanan olayları anlatan Canan Tan’ın yazarlığını yaptığı “Eroinle Dans” kitabını şiddetle tavsiye ederim.
Bırakın düşsün,kalksın ve en önemlisi hayatta yol alabilsin.
Ben özgürlükten yanayım ama fazla özgürlüğün getirdiği tehlikeleri de yok sayamam.
Birde ruhların özgürlüğü vardır ki onunla yanıp tutuşur adeta.
Çölün ortasında susuz kalmış gibi,özgürlüğe susamış ruhun.
Erişebildiğin en yüksek seviyeye tırmanmak istiyorsun. Yine tozlu raflardan bir söz ekliyorum Zapata’nın dediǧi gibi, “diz çökerek yaşamaktansa, ayaklarının üzerinde ölmek daha onurludur.”
Brezilya’da evsiz insanların barınabileceği alanlar mevcuttur.Buna rağmen oraya gitmekten kaçınanların sayısı hayli fazla.
Onlar sadece özgürlüklerine alışmışlardır ve kısıtlanmak istemezler.Rahatlarına alışmışlardır.
Konu “Özgürlük” olunca aklınıza gelen ilk şey nedir?
Dünyanın simgesi haline gelen ve gözde ziyaret noktalarından olan; Özgürlük Heykeli ise elinde ucundaki ışık özgürlük için kat edilen yolu ve kendisi de aydınlanmayı temsil eden bir meşale, sol elinde de 4 Temmuz Amerika Bağımsızlık Bildirgesinin yazılı olduğu bir tablet taşımaktadır.
Bir sonraki yazımda Osmanlı zamanına uzanan hikayesini sizler için paylaşacağım.
“Özgürlük ekmekten tatlı, güneșten güzeldir” demiş Dostoyevski.
Yazımın sonuna doğru yaklaşmışken şu sözlerle noktalıyorum; “Mutluluğun sırrı özgürlüktür, özgürlüğün sırrı ise yürekliliktir.”(Pericles)
O halde şans cesurdan yanadır:)
