Anadolu mitolojisinde bilinen ismiyle Şahmeran yada farklı bir deyişle Şahmaran olarak bilinen, belinden aşağısı yılan, başı ise insan şeklinde olduğu rivayetler arasındadır.
Şahmran isminin anlamı, “Yılanların Şahı” anlamına gelmektedir.
Farsçadan gelen (şah) ve maran ( yılanlar ) kelimelerinin birleşmesiyle meydana gelmiştir.
Kimine göre Şahmaran kadın, kimine göre ise erkek olduğu da efsaneler arasındadır.
Peki kimdir bu Şahmaran ?
Gelin hikayesine birlikte bakalım.
Yeryüzünde bulunan tüm yılanların Şahmaran’dan türediğine inanılır.
Yerin yedi kat altında insanoğlunun bilmediği, maran adı verilen yılanlarla huzur içinde yaşarlarmış.
Efsaneye göre Şahmaran, genç ve güzel bir kadınmış.
Şahmaranı gören ilk insan Cemşab’dır.
Cemşab fakir bir ailenin oğludur, genelde arkadaşları ile ormana odun kesmeye giderlermiş.
Günlerden bir gün Cemşab ve arkadaşları bir mağrada bal keşfederler.Balı çıkarmak için Cemşab’ı iple aşağı sarkıtıp paylarına daha fazla bal düşmesi için Cemşab’ı aşağıda bırakırlar.Cemşab çaresiz ne yapacağını düşünerek mağarada volta atar ve o anda bir ışık huzmesi görür ve yönelir.
Cemşab elinde ki bıçak ile ışığın geldiği deliği büyütür, karşısında muazzam bir bahçe belirir.
Burada eşsiz birbirinden güzel çiçekler, havuzlar , yılanlar görmüş.
İnsanoğlunu cezbedecek her türlü güzellikleri içinde barındırıyormuş.
Cemşab korku içinde etrafına bakarken, havuzun başında tahtta oturan insan başlı süt beyaz tenli bir yılan gördü, yılan ona hitap etmiş; “Hoşgeldin insanoğlu çevrendekilerden korkma burada bizim misafirimizsin” demiş.
Şahmaran, Cemşab’a türlü türlü yiyeceklerden ikram edip buraya nasıl geldiğini sormuş, Cemşab olanı biteni anlatmış…
Cemşab’ı dinleyen Şahmaran başını iki yana sallayarak “İnsanoğlu nankördür, hilekârdır.Küçücük menfaatleri karşısında muazzam zararlarına razı olur” demiş.
Aradan seneler geçmiş Cemşab, Şahmaran’ın güveni kazanmış iyi dost olmuşlar.
Günlerden bir gün Cemşab ailesini özlediğini ve köyüne dönmek istediğini söyler.Bunun üzerine Şahmeran kendisini salacağını ancak yerini kimseye söylememesi gerektiğini ve asla hamama girmemeyeceğine dair söz vermesini istemiş.
Çünkü Şahmaran’la karşılaşan her kim olursa olsun hamama gittiğinde vücudu, sırtı pullarla kaplanırmış.
Şahmaran’a söz verip ailesine kavuşan Cemşab, uzun seneler kimseye sırrı söylememiş ve Şahmaran’a sadık kalmış.
Zamanın birinde ülkenin hükümdarı amansız bir hastalığa yakalanıp yatağa düşer.Veziri ise iyileşmesinin tek çaresinin Şahmaran’ın etini yemek olduğunu söyler.Bunun üzerine tüm insanları sırayla hamama sokup incelerler.Bu duruma direnen Cemşab daha fazla dayanamaz ve zorla götürülür hamama, burada vücudu pullarla kaplanır. Eğer Şahmaran’ın yerini söylemezse öldürüleceğini söylediler ve baskılara direnemeyip mağarayı vezire gösterdi.Vezir ustalık ile eliyle koymuş gibi Şahmaran’ı buldu.
Şahmaran “İşte nihayet kanıma girdin. Ben insanoğluna iltimat edilmeyecğini biliyordum ama yinede aldandım.” demiş.
Ölüme giderken son isteğini Cemşab’a söylemiş. Benim başımı toprak çanakda kaynatıp padişaha içir, padişah kurtulsun, gövdemi de vezire içir, ölsün, kuyruğumu da kaynatıp sen iç, böylece Lokman Hekim ol” demiş.
Böylece vezir ölmüş, padişah da iyileşip Cemşab’ı veziri yapmış. Ve rivayete göre de Cemşab böylece Lokman Hekim olmuş.
Efsaneye göre yılanlar Şahmeran’ın öldürüldüğünü o günden beri bilmiyorlar çünkü Şahmeran onlara bir düğüne katılacağını ve geri döneceğini söyler.Günümüzde her düğün kurulmasında ve davul zurna çalındığında yılanlar onun hâla düğünde olduğunu ve geleceğini sanmaktadırlar.
Bir gün yeryüzünde davul zurna sesleri kesildiğinde neler olur hiç düşündünüz mü ?
Yılanlar Şahmaran’ın öldürüldüğünü anladıkları anda Mersin Tarsus’dan başlayarak tüm dünyayı istila edeceklerine inanılır.
Siz siz olun bir yılan gördüğünüzde ona Şahmaran’dan bahsetmeyin derim.
Rivayetlere göre, Anadolu’da her evin girşinde duvarda Şahmaran tasvirleri bulunurdu ki evlere yılan girmesin, girdiği halde ise duvarda Şahmaran’ı görüp, o evdekilere zarar vermeden çıktığı kayıtlara geçmiştir.
Günümüzde kullanılan asaya sarılı iki yılanın ise Şahmaran’ın tıp alanındaki bilgeliğinden ve Lokman Hekim’den geldiği düşünülmektedir.
Bu gün Tarsus’a gittiğinizde etrafda Şahmeran’a dair heykeller ve bulgular görebilirsiniz.Şahmaran heykelinin hemen karşısında bulunan hamam ve caminin tüyler ürpertici halinden bahsedeceğim.
Şahmaran efsanesi ile uğrayabileceginiz Tarsus’da bulunan Şahmaran Hamamı da hikayenin gizemli yönlerinden biri olmuştur.
Eski bir Roma hamamının üzerine yapıldığı tahmin edilen hamam,1873 yılında Mir Mahmut Galip tarafından onarıldığı yazıyor. Bu tarihten sonra da defalarca onarılan yapı, son haline 1990 yılında getirilmiş.
Efsaneye göre yılanların şahı Şahmaran burada öldürülmüş,kesildiği yer ise hamamın göbek taşının üssü hatta söylentilere göre göbek taşının üstü ve duvarlarda hafif kırmızılıkların Şahmaran’ın kanı olduğu düşünülmektedir.Tarsus’a geldiğinizde kullanmasanız bile ziyaret etme imkanınızın olduğu bir yer.
Tarsus’da Şahmaran heykelinin hemen karşısında bulunan camide ki gizem de ortaya çıktı.
Babil şehrinden Tarsus’a uzanan Hz.Danyal peygamberin kabrinin gizlenmiş şekilde ki mezarı bulundu.
2006 yılında yapılan kazı çalışması sırasında esrarengiz şekilde bulunan kabir asırlar sonra yeniden gün yüzüne çıktı.
Burada ki olayın Şahmaranla ilgisi bazı yahudi kaynaklarına göre şudur Cemşab’ın babası Danyal peygamberdir.
Ne kadar ilginç değil mi Şahmeran’ı araştırırken geldiğimiz nokta.
Osmanlı konusuna değinmişken Sultan Abdülhamid Han’ın Yere Batan Sarnıcın’da keşfedilen esrarengiz bir lahitin içinden çıktığı düşünülen yılan vücutlu kadın bedenine ulaşılmıştır.
Yere Batan Sarnıcın’da ters çevrilmiş halde olan Medusa heykeli de olayların doğruluğunu gösterir nitelikde.
Evliya Çelebi’ye göre ise meşhur seyahatnamesin’de Adana’da bulunan Ceyhan’a 13 km olan, o eşsiz Yılanlı Tepe’den yani Yılan Kalesin’den bahsetmiştir.
Burada vücutlarında tüyler bulunan yılanın varlığından bahsetmiştir.Bu yüzdendir ki Şahmeran Kalesi adını almıştır.
Adana ve çevresinde zaman zaman Şahmeran’ın burada görüldüğü de rivayetler arasındadır.
Sonlara doğru Şahmaran hakkında söyleyeceklerime ek olarak, biliyorsunuz ki son günlerde popüler olan Netflix üzerinden izleyiciyle buluşan Şahmaran’ı konu alan dizi de efsanenin ne kadar güçlü olduğunu gözler önüne seriyor.
Dizi de Şahsu ( Şahmaran ), tam merkezinde olduğu Şahmaran kehanetinden ve onu bekleyen aşktan habersizdir. Oysa sadece iki kişinin değil, iki ırkın kaderi bu aşka bağlıdır.
İnsanların ve yılanların…
Bu olaylar zincirinin sonu nereye gider bilinmez lakin halk arasında efsaneleşmiş Şahmaran hakkında söylenen rivayetler bu şekildedir.

1 Comment
Pingback: Medusa – Kübra'nın Blogu