Öncelikle her zaman olduğu gibi dinlerken okumanızı tavsiye ederim.
Bunun birden fazla sebebi olduğunu düşünüyorum.
Ama ilk sebep bence karakter…
Kadınlar ve kediler birçok yönden benzer özelliklere sahip canlılardır.

Çok üstüne gittiğinizde kedilerin tırmalaması kadınların da çileden çıkması çok benzeyen durumlardır.
Örneğin,dış görünüş açısından oldukça sevimlidir kediler.
Umursamaz, bir o kadar da kendini sevdirmek için uğraşmazlar.
Hatta bazı önemli anlarda kedinizin gelip sizden ilgi istemesi ve siz muzurluklarına dayanamayıp sevmeye kalktığınız anda kaçıverirler.
“sana hizmet etmem, sen bana edeceksin” tavrındadır.
İlgiyi kaybetmemek adına arada bir sahibine ilgi gösterirler.
Ve sadece oyun, eğlence sırasında sizinle ilgilenirler.
Kadınlar kedileri sever çünkü kediler zaten evcil hayvanlardır ve evcilleştirilmesi daha kolaydır,kadınların kontrol mekanizması da kedilerini sevmede bir etkendir.Bazı zamanlar ilgi beklerlerken bazı zamanlar kendi içlerine çekilirler.Kedilerin ruh hali ise oldukça değişkendir.Kediler yumakla oynayan hassas canlılardır ve bu yüzden kadınların kendilerine yakın hissetmesi de baya bir doğaldır.Misal inatçılıkları bir yandan da minnoş olmaları.
Sonuç olarak bir çok benzerliği bu şekilde sıralayabiliriz.
Söz konusu kedi besleyen erkekler ise giderek çoğalmakta olup, hatta bazı kadınların kedi besleyen erkekleri daha çekici ve hoş buldukları araştırmalara konu olmuştur.
Artık erkekler de yalnız yaşadıklarını evlerinde kedi besliyorlar.
Godfather’ın bir sahnesinde Marlon Brando’nun kucağındaki kediyi biliyor muydunuz?

Ama filmde yer alan kedi sahnesinin planlaması yoktu.
Time dergisine göre yönetmen Coppola, “Marlon’un kucağında sevdiği kedi senaryoda yoktu.
Kediyi stüdyoda koşarken gördüm ve tek kelime etmeden onu alıp Marlon’a verdim.” dedi.
Filmde Baba karakteri kimin yaşayıp kimin öleceğine karar verirken kediyi okşarken ekranlara yansır.
Bu sahnenin çekilmesinde ki ana sebep,muhtemelen kedinin Don Vito Corleone’nin yumuşak tarafını göstermeye yardımcı olacağına inandı.
ŞİMDİ GELELİM ERKEKLERİN NEDEN KÖPEKLERİ SEVDİKLERİNE…
Köpekler sadıklardır ve asla ihanet etmezler.
Tıpkı birer kardeş gibi çıkarları olmadan severler.
Her zaman sahibine karşı korumacı tavrıyla ön plandadır.
Duygularını belli ederler.
Ve bence erkekler köpekleri “ay ne sevimli” diyerek sevmiyor, yoldaşlık üzerine bağ kuruyorlar.
Bakın erkekler ve köpekler üzerinde çok basit ve karmaşık olmayan bir bağ söz konusudur.
Sizlere çok bilinen bir hikayeden bahsetmek istiyorum.
Hachi: A Dog’s Tale, Richard Gere’in canlandırdığı profesör Parker Wilson’ın, tren istasyonunda bulduğu Japon kökenli meşhur Akita inu cinsi köpeği evine almasıyla başlar.
Karısının sert tavırlarına rağmen köpekle arasında ki bağ gün geçtikçe çoğalır.
Zamanla tüm aileye kendini sevdiren Hachi, Wilson ailesinin köpeği olur Profesörü işe giderken her gün tren istasyonuna kadar götürür ve döneceği saatte her zaman aynı yerinde olup onu bekleyen bir yol arkadaşı olur.
Hachi, Japonya’da meydana gelen gerçek bir hayat hikayesini konu alıyor.
Sahibine olan sadakati ile Japonya’dan tüm dünyaya yayılmış bir köpek Hachi; öyle ki yıllar boyu sahibini beklediği tren istasyonuna, köpeğin heykeli dikilmiş.
İşte erkeklerin neden köpekleri daha fazla sevdiğini anlatan ve güzel mesajlar alınması gereken bir film olarak tarihteki film arşivlerinde yerini almıştır.
Bir başka örnekle The Call of The Wild, Vahşetin Çağrısı/Jack London kitabını ve filmi duymuş olmalısınız.
Ben kitabını gerçekten beğenerek okumuştum.
Alaska’ya götürülen Buck adlı bir köpeğin yaşadıklarını anlatıyor. California’daki huzurlu hayatından koparılıp Alaska’ya götürülen ve zorlu bir hayata uyum sağlamak zorunda kalan Buck, zamanla bu vahşi dünyada kendine bir yer ediniyor.
Okumadıysanız tavsiyemdir.
Burada genelleme yapmış olup; erkeklerin kedileri ve kadınların köpek sevenleri oldukça fazladır.
