The Starry Night (Yıldızlı Gece)

Ocak 12, 2023
Kübra

Yattığı akıl hastanesinde Saint-Rémy-de-Provence’ta resmettiği bir baş yapıt olarak isimlendirilir.
Tüm zamanların en çok bilinen tabloları arasına girmeyi başarmıştır.
Gökyüzü  mavi renk ile eşsizleşip harmanlaşan bir girdabı andırıyor adeta.

Yıldızlı  Gece Ardındaki Hikayeye Buyrun Birlikte Bakalım…
“Gerçekliğe tek bir bakışla görebileceğimizden daha heyecan verici ve rahatlatıcı bir doğa yaratmayı başarabiliriz”dedi.

Resim yapma arzusuyla yanıp tutuşan ve bunu hafızasında resmederek yapma ihtiyacı duyan Gogh, duygusal açıdan büyük etkilerini hissetmiş ve hissettirmiştir.
Van Gogh’un sanatını anlamak için Yıldızlı Gece tablosu çok önemlidir.
Yaşı 28 olduğunda,resim hayatına başlar. Oldukça geç bir süre aslında lakin içinde bir yerlerde yapması gereken şeyin ne olduğunu bulabilmiş geç de olsa.
Yada kime göre geç ? Kime göre değil ?
Tartışılır…
Van Gogh’un dram,melankolik yansımalarını görebiliyoruz.
Kardeşi Theo’ya olan mektubundan anlaşıldığı üzere akıl hastanesinde “akıl sağlığını korumak” için hayal gücünden yola çıkacağı bir tablo çizmeyi arzuluyordu.
Yine mektuplarında  bahsettiği üzere heycan verici ve rahatlatıcı bir bakış açısı yaratma niyetindeydi.
Gogh bir sabah uyandığında; gün doğmak üzereydi  yıldızı gördü,onu büyüleyen bu sessizlik ve yıldızı resmetmek istese de bu mümkün değildi çünkü hastane dışına çıkmasına izin verilmiyordu.
Belki biliyorsunuzdur kulak kesme hadisesinden sonra akıl hastanesine yatmıştı Gogh.
Bu tabloyu resmederken en büyük destekçisi elbette hayal gücü olacaktı.
Van Gogh bu görüntüyü resmedebilmek için palet yerine doğrudan tuvale işlemeyi tercih etti.
Kalın sert bitişli çizgiler ve yoğun renklerin oluşumu tam da bu sebepten kaynaklıdır.
Günlerden bir gün yine bir mektubunda bahsettiği üzere : “Tüm bu yığında buğday tarlası, meyve bahçesi, dağ, mavi tepeli zeytinlikler ve Taş Ocağı’nın girişi dışında hiçbir şeyin iyi olmadığını düşünüyorum. Gerisi bana hiçbir şey söylemiyor çünkü eksik kaldı.” dedi.
Tabloya baktığımızda  şehrin meydanı gecenin karanlığında girdaba kapılmış olarak resmedilmiştir.
Alpilles dağları, köyün küçük evleri ve pencerelerde ki sarı yansımalı ışıklar yaşamın belirtisidir.
Ortada bulunan kuleye benzer ince uzun çizgi ise bir kilisedir en tepede bulunan bir çan kulesi ile evlerin merkezinde yer alıyor.
Kimine göre ise resime bakıldığında mezarlıklar görülmektedir.
Resimdeki selvi ağaçları ise derinlik eklemek amacıyla sonradan eklenildiği düşünülmektedir.
Yine kimine göre ölümü ve huzuru temsil ettiği düşünülmektedir.
Resmin oldukça yukarda tepede resmedilmesi  doğayı ve onun ihtişamını gözler önüne seriyor belki de Van Gogh’un, akıl hastanesindeki günlerinin zihninde yarattığı özlem duygusunun yansımalarını ilmek ilmek işlemiş eserinde…

Gogh bu resimde yaşadığı zorlukları, çaresizliğini,umutsuzluğunu,hiçliğini harmanlayıp bir bütün haline getirmiş olsa da biz aslında gerçek duygularının ne olduğunu tam olarak bilemeyeceğiz.
Belki huzuru simgeliyordu yada sakinliği,baktığında içinin huzurla dolu olduğu bir resmi yansıtmışdı fırça darbelerine kim bilir…
Van Gogh’un bu unutulmaz eserinin hepimizin hafızasında silinmeyecek türden yer ettiğine eminim.

• Sanatçı : Vincent van Gogh

• Yılı : 1889

• Sergilendiği yer : Modern Sanat Müzesi, New York
• Konumu : “Museum Of Modern Art”(MoMa)
Akım : Ard-İzlenimcilik ,”Post impr

Kategori
Sanat Tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir